Sevgili dostlarım, dergimizin bu sayısında sizlere “Adana Sabancı Merkez Camisi”nin klima tesisatının hikâyesini anlatacağım.
Bundan yaklaşık on dört sene önce, bir teravih namazını Adana Sabancı Merkez Camisi’nde kılan Sayın Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül, caminin çok sıcak olmasından duyulan rahatsızlığa dikkat çekerek camiye klima tesisatı yapılmasının güzel olacağını dile getirmiş. Cami yetkilileri de konuyu, caminin yapımını üstlenen Sabancı Vakfı yetkililerine aktarmışlar. Vakıf yetkilileri, işlerinin pek çoğunu yaptırdıkları mimar Mete Tepeler Bey vasıtasıyla bizi buldular. Bizden teklif aldılar, verdiğimiz teklifi uygun buldular; böylece işe koyulduk.
Birkaç gün, nasıl bir klima tesisatı yaparsak kolayca uygulanabilir diye düşünmeye başladım. Sonunda VRV sistemiyle çözmenin doğru olacağına karar verdim. Çünkü dış ünite ile iç ünite arasında bakır boru çekileceği için çok büyük kırma ve dökme işimiz olmayacaktı; ayrıca işletmesi kolay olacaktı. Üstelik istediğimiz bölgeyi soğutabilecektik. Yani kaç saf namaz kılan varsa, o kadarlık bölgenin iç ünitelerini açarak işletme ekonomisi de yapılabilecekti.
VRV yapmaya karar verdim ama iç ünitenin hangi model olması gerektiği konusunda bir türlü karar veremiyordum. Çünkü duvar tipi iç ünite kullansam sayı çok fazla olacak, gizli tavan tipi kullansam bitmiş camide buna yer bulmak imkânsız olacaktı. Ne yapsam, ne yapsam diye düşünüyorken bir gün ikindi namazını kılarken bir ışık çaktı. Allah affetsin, şuur altının çalışmasını insan durduramıyor; namazda bunu insan daha çok hissediyor.
Caminin sekiz adet sekizgen fil ayakları vardı. Bunların her birine güçlü bir iç ünite koyabilirsem çok homojen bir soğutma elde edebilecektim. Buralara salon tipi görünümünde ve o kapasitede iç ünite koyarsak hem sığacak hem de istediğimiz işlevi yapabilecekti. Mustafa kardeşime konuyu açınca, bir markada böyle bir iç üniteye rastladığını söyledi. Araştırdık, iki marka bulduk. Sistemin tanımını yaptık, Sabancı Vakfı’na sunduk; onlar da beğendi ve biz de tasarıma başladık. Lakin binanın mimarı olan ağabeyimiz, yirmi beş yıl önce binanın yapımı sırasında fil ayaklarının içini boş yaptıklarını ve fil ayaklarının üst noktalarında üfleme menfezi için boşluklar bıraktıklarını söyledi ve sistemin VRV ile değil, hava ile yani klima santrali ile soğutulmasını istediler. Ben, o yıllarda düşündüğünüz sistem doğrudur; lakin bugün ilerleyen teknoloji sebebiyle VRV’nin daha doğru olduğunu anlattım. Ne yazık ki onlar düşüncelerinde ısrar ettiler. Hatta Adana Müftüsü Arif Beyefendi’yi de o yönde ikna ettiler ve bana, Müftü Arif Bey telefon edip klima santrali ile soğutmam konusunda ricada bulundu. Ben de kendisine teknolojinin geldiği seviye nedeniyle VRV sisteminin daha doğru olduğunu anlattım ve kendisine, benim önerime razı olmazlarsa projeden affımı isteyeceğimi bildirdim.
Benim bu ısrarım üzerine Sabancı Vakfı, “Cevat Bey’in tasarımına razı olursanız biz finanse edeceğiz.” dediler. Bunun üzerine istemeseler de kabul ettiler.
Uzatmayayım; tasarımı tamamladım, uygulandı ve işletmeye aldılar. Bir sene sonra Adana Müftüsü Arif Hocam’ı aradım. “Hocam, Sabancı Merkez Camisi’nin klimasından memnun musunuz?” diye sordum. Bana dedi ki: “Çok memnunum, her yere uygulayabilirsin. Bil ki her cuma on beş bin, her teravih namazında yirmi bin, her bayram namazında otuz bin kişi sana dua ediyor.” Ben de “Allah onlardan razı olsun ve güle güle kullansınlar.” dedim.
Allah hepimize güzel işler yapmayı, yanlış işler yapmamayı kısmet etsin.
Saygı, sevgi ve selâmlarımla…
Not: Sevgili dostlarım, yazımı okuduysanız lütfen bana herhangi bir mesajla görüşlerinizi ulaştırmanızı ya da en azından “okudum” notu yollamanızı rica ediyorum. Belki böylece sizlere daha faydalı olma şansı yakalayabilirim. Şimdiden zahmetiniz için teşekkür ederim.
Sabit Cevat Tanrıöver




