Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Ufuk Atan ile gerçekleştirdiğimiz bu röportajda; şirketin inovasyon kültürünü, Ar-Ge çalışmalarını, enerji verimliliği odaklı ürün geliştirme stratejilerini, dijitalleşme yatırımlarını ve sürdürülebilir büyüme hedeflerini konuştuk.
DemirDöküm, Türkiye’de birçok ürün kategorisinde “ilk”lere imza atmış bir marka olarak öne çıkıyor. Şirketin inovasyon kültürü ve teknoloji geliştirme yaklaşımı bugün hangi temel prensipler üzerine şekilleniyor?
Kurulduğumuz 1954’ten günümüze Türkiye’nin sanayileşme, kentleşme ve modernleşme serüveninin en yakın tanıklarından biri olduk. Bu topraklardaki ilk büyük özel sektör sanayi yatırımlarından biri olan şirketimiz, döküm radyatörden panel radyatöre, şofbenden kombiye ve yoğuşmalı kombilere kadar birçok teknolojinin Türkiye’deki ilk üreticisi oldu ve bu özelliği ile iklimlendirme sektöründe önemli bir rol üstlendi. İnovasyon kültürümüzün temelinde yalnızca yeni bir teknoloji üretmek yer almıyor. İnovasyon kültürümüzün merkezinde tüketicilerimizin gündelik yaşamındaki konforunu artırırken, enerji maliyetlerini düşüren, doğal kaynakları koruyan ve kullanıcıya ekonomik fayda sağlayan somut çözümler üretmek yer alıyor.
Bu yaklaşımın arkasında, Bozüyük’te yer alan 270 bin metrekare açık ve 65 bin metrekare kapalı alana yayılan üretim üssümüzün gücü bulunuyor. Tesisimiz, Avrupa’nın tek çatı altındaki en büyük iklimlendirme üretim merkezlerinden biri konumunda. DemirDöküm olarak her yıl ciromuzun yüzde 2’sini araştırma ve geliştirme faaliyetlerine aktarıyoruz. Bu kararlı ve kesintisiz yatırımlar, dünya standartlarında yeni nesil teknolojiler geliştirmemize olanak tanıyor. 2007 yılında Vaillant Group bünyesine katılmamızla birlikte bu yerel mühendislik gücü, küresel bir sinerjiyle birleşti. Ar-Ge yaklaşımımızda temel aldığımız ana prensip, “Daha yeni, daha iyi, daha güvenli, daha konforlu ve daha akıllı” sistemler kurgulamak. Bugün binaların ve endüstriyel tesislerin enerji tüketimindeki payını göz önüne aldığımızda, iklimlendirme sanayisine düşen kritik görevin farkındayız. Bu nedenle geliştirdiğimiz her bir prototip, yarının sıfır emisyon hedeflerine uyum sağlamak üzere tasarlanıyor.
Kombi teknolojileri alanında isomiX, nitromiX ioni ve yeni nesil yoğuşmalı kombi serileriniz dikkat çekiyor. Günümüzde tüketicilerin verimlilik ve tasarruf beklentilerine cevap verebilmek adına kombilerde hangi teknolojik geliştirmelere odaklanıyorsunuz?
Makroekonomik dinamikler, yükselen çevre bilinci, nihai tüketicinin iklimlendirme tercihlerini de değiştirdi. Tüketiciler hem yüksek konfor hem de düşük enerji maliyeti talep ediyor. DemirDöküm olarak yoğuşmalı kombi ailemizi tüketici beklentileri doğrultusunda geliştirdik. ademiX, vintomiX, nitromiX ve son olarak nitromiX ioni modellerimizi satışa sunduk. Yeni cihazlarımızda odaklandığımız en kritik teknoloji, yüksek modülasyon oranları. Örneğin nitromiX ioni serimizde kullandığımız 1:10 modülasyon oranı sayesinde cihaz kapasitesini ortamın anlık ihtiyacına göre onda birine kadar düşürebiliyor.

Tıpkı bir otomobilin sıkışık trafikte dur-kalk yapmak yerine sabit hızda uzun yolda çok daha az yakıt tüketmesi gibi, kombilerimiz de alev boyunu mekanik olarak ayarlayarak kesintisiz, sakin ve son derece düşük gaz sarfiyatıyla çalışıyor. nitromiX ioni’ye ismini veren akıllı ioni teknolojisi ise gaz kalitesindeki anlık değişimleri bile sensörleri vasıtasıyla algılayarak hava-gaz karışımını sürekli optimize ediyor. Bu sayede cihaz modülasyonlu oda termostatı ile birlikte A+ enerji sınıfına ulaşırken, mevsimsel ısınma verimliliğini yüzde 94 seviyesine çıkarıyor. Tüketici araştırmalarımızda öne çıkan bir diğer hassas nokta ise sıcak su beklerken harcanan gereksiz su miktarı ve yaşanan sıcaklık dalgalanmalarıydı. ademiX kombimizde kullandığımız debi sensörleri ve paslanmaz çelik dairesel premix eşanjör yapısı sayesinde, en düşük su akışında bile anında ve sabit sıcaklıkta su üreterek su israfının önüne geçiyoruz. ademiX, yüzde 20 daha az yer kaplayan, sadece 0,06 metreküplük kompakt gövdesiyle dar alanlarda montaj kolaylığı sağlarken, 1:7 modülasyonu ve akıllı ısıtma algoritmasıyla tasarrufu kullanıcının inisiyatifine bırakmıyor, evin ihtiyacına göre otonom olarak yönetiyor.
DemirDöküm’ün Ar-Ge çalışmalarında çevre, enerji verimliliği ve akıllı kontrol sistemleri önemli bir yer tutuyor. Yakın dönemde üzerinde çalıştığınız yenilikçi projeler hakkında bilgi verebilir misiniz?
Geleceğin iklimlendirme dünyası, birbirleriyle konuşabilen, internete bağlı nesnelerin interneti (IoT) altyapısına sahip ve yapay zekâ destekli akıllı kontrol mekanizmaları üzerinde yükselecek. DemirDöküm Ar-Ge merkezinin stratejik yol haritasını da tam olarak bu dijital ekosistem ve alternatif enerji kaynaklarının entegrasyonu oluşturuyor. Yakın dönemde üzerinde yoğun mesai harcadığımız projelerimizin başında hibrit sistem çözümleri geliyor. Geleneksel HVAC sistemleri ile yenilenebilir teknolojileri tek bir akıllı çatı altında birleştiren bu yapılar üzerinde çalışıyoruz. Geliştirdiğimiz hibrit algoritmalar, dış hava sıcaklığını, evin ısı kayıplarını ve anlık elektrik-gaz tarifelerini internet üzerinden analiz ediyor. Gelecekteki sistemler, konutun ısıtılması ya da sıcak su ihtiyacının karşılanması için o an yoğuşmalı kombinin mi, elektrikli cihazın mı yoksa havadan suya ısı pompasının mı daha ekonomik ve düşük emisyonlu olacağına kendisi karar vererek kaynaklar arasında akıllı geçişler yapabilecek.
Bu bütünsel sistem yaklaşımının tüketiciye dokunan yüzünü ise bağlantılı akıllı kontrol ünitelerimiz oluşturuyor. MiGo Connect akıllı oda termostatımız ve MiGo Link mobil uygulamamız ile kombi yönetimini basit bir uzaktan aç-kapa işlevinin ötesine taşıdık. Sistem, kullanıcının evdeki yaşam ritmini, odaları hangi saatlerde hangi sıcaklıkta istediğini analiz ediyor. Tüketici dünyanın neresinde olursa olsun cep telefonu üzerinden cihazı kontrol edebiliyor.
Isı pompası teknolojileri, enerji dönüşümünün en önemli başlıklarından biri olarak görülüyor. MaxiAir R32 ve MaxiAir Plus Mono ürün gruplarınızın kullanıcıya ve çevreye sunduğu avantajları nasıl değerlendiriyorsunuz? Isı pompası alanında çalışmalarınızı da öğrenebilir miyiz?
Isı pompası teknolojisi, küresel enerji dönüşümünün merkezinde yer alıyor. Özellikle Avrupa pazarında karbon emisyonlarını azaltma ve fosil yakıtlara olan bağımlılığı sonlandırma politikaları doğrultusunda önümüzdeki 10 yıl içinde milyonlarca konutun ısı pompasına geçiş yapması bir takvime bağlandı. Benzer bir dönüşümün, ülkemizde de hızlanacağını öngörüyoruz.
Isı pompaları dışarıdaki havada halihazırda var olan ısı enerjisini alıyor, akıllı bir çevrimle yaşam alanlarına aktarıyor. Sadece 1 birimlik elektrik enerjisi tüketerek, doğadan aldığı enerjiyle birleştirip kullanıcısına tam 4 birimlik ısıtma, soğutma veya sıcak su konforu sunuyor. Bu da geleneksel fosil yakıtlı ısıtma sistemlerine kıyasla yüzde 75’e varan bir enerji tasarrufu anlamına geliyor.
DemirDöküm olarak pazara sunduğumuz MaxiAir R32 ürün grubumuz, soğutma veriminde 5,06’ya varan EER, ısıtma veriminde ise 5,19’u bulan COP değerleriyle minimum elektrik sarfiyatı gerçekleştiriyor ve en üst verimlilik standardı olan A+++ sınıfında çalışıyor. Cihazda kullandığımız ve ozon tabakasına olumsuz etkisi eski nesil gazlara göre çok daha düşük olan R32 akışkanı, çevreci duruşumuzu destekliyor. Teknolojik inovasyonda bir adım daha ileri gittiğimiz MaxiAir Plus Mono modelimizde ise R290 doğal soğutucu akışkan teknolojisini devreye aldık.
R290, küresel ısınma potansiyeli (GWP) neredeyse sıfıra yakın olan, eski nesil florlu gazlara kıyasla çevreye tam 700 kat daha duyarlı organik bir bileşen. Bu cihazlar herhangi bir gaz hattına, bacaya ihtiyaç duymadan, sıfır yerinde emisyonla çalışıyor ve kütüphane sessizliğinde, 30 desibele kadar inen ses seviyeleriyle konfor sunuyor. ModBus altyapısı sayesinde akıllı bina otomasyonlarına doğrudan entegre olabilen ve 6 cihaza kadar kaskad yapılabilen ısı pompalarımız, müstakil villalardan hastanelere, otellerden büyük ticari yapılara kadar geniş bir skalaya hitap ediyor.
Avrupa ve dünyada karbon emisyonlarının azaltılmasına yönelik hedefler doğrultusunda, DemirDöküm’ün sürdürülebilir ürün geliştirme stratejisi nasıl şekilleniyor?
Avrupa Yeşil Mutabakatı, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ve Türkiye’nin imzacısı olduğu Paris İklim Anlaşması doğrultusunda belirlediği 2053 net sıfır emisyon vizyonu, sanayi üretiminde yeni bir dönem başlattı. Küresel ticaret bağlarımızın çok güçlü olduğu Avrupa pazarındaki dönüşüm, iklimlendirme sektörüne çok net mesajlar veriyor.
DemirDöküm olarak sürdürülebilirliği kurumsal bir itibar faaliyeti ya da geçici bir pazarlama mottosu olarak görmüyoruz. Sürdürülebilirlik, yönetim kurulumuzun aldığı tüm kararlarda, Ar-Ge bütçelerimizin dağılımında ve Bozüyük’teki fabrikamızın üretim hatlarındaki her bir robotun programlanmasında belirleyici olan temel iş stratejimizin merkezinde yer alıyor.
Ürün geliştirme yol haritamızı kaynak verimliliği, düşük emisyonlu yeşil teknolojiler ve döngüsel ekonomi prensipleri üzerine kurduk. Fabrikamızın tasarım masasına oturan her mühendis, tasarladığı yeni cihazın bir önceki nesle kıyasla atmosfere daha az sera gazı salmasını, üretiminde daha az hammadde tüketilmesini ve kullanım ömrünü tamamladığında parçalarının maksimum oranda geri dönüştürülebilmesini hedefliyor. Öte yandan Bozüyük tesislerimizde son 10 yıldır yürüttüğümüz “Üretimde Dönüşüm” projeleriyle kurumsal karbon ve su ayak izimizi sistematik olarak küçültüyoruz. Fabrikamızda devreye aldığımız akıllı enerji yönetim sistemleri ve otomasyon ağları sayesinde enerji israfını engelledik. Yalın üretim teknikleri ve katı atık yönetimiyle malzeme israfını asgari seviyeye indirdik.
Bu alandaki yaklaşımımız, mühendislik başarısı küresel otoriteler tarafından da tescilleniyor. Yoğuşmalı cihazlarımız estetik, işlevsellik ve yüksek çevre hassasiyeti standartlarıyla dünyanın en prestijli endüstriyel tasarım yarışmaları olan Green Good Design ve Good Design ödüllerini defalarca Türkiye’ye kazandırdı. Gezegenimizin kaynaklarının sınırlı olduğunun bilinciyle, gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmak adına yeşil dönüşüm alanındaki çalışmalarımıza aralıksız devam edeceğiz.
DemirDöküm, Türkiye’nin ilk ISO 9000 kalite belgesine sahip kuruluşlarından biri. Kalite yönetimi anlayışınızın üretim süreçlerine ve müşteri deneyimine yansımaları hakkında neler söylersiniz?
DemirDöküm’ün Türkiye’nin ilk ISO 9000 kalite belgesine sahip kuruluşlarından biri olma unvanı, markamızın genetiğinde yer alan kalite disiplininin tarihi bir göstergesi. DemirDöküm olarak kaliteyi dinamik, sürekli gelişen ve tüketicinin markamızla temas ettiği ilk saniyeden, ürünün evdeki kullanım ömrünü tamamladığı yıla kadar uzanan kesintisiz bir deneyim zinciri olarak tanımlıyoruz. Bozüyük fabrikamızda Endüstri 4.0 ve ileri robotik teknolojilerin üretim hatlarına entegrasyonu sayesinde, insan hatasından kaynaklanabilecek olası sapmaları tamamen ortadan kaldırmayı hedefliyoruz. Hatlar üzerindeki akıllı sensörler, optik kontrol sistemleri, montaj sürecindeki en ufak bir uyumsuzluğu anında yakalayarak süreci durduruyor.
Kalitenin fabrikadaki üretim aşaması kadar hayati olan diğer boyutu ise müşteri deneyimi yönetimi. Bu alanda geleneksel reaktif yaklaşımları, yani sadece şikâyet geldiğinde çözüm üreten eski modelleri tamamen geride bıraktık.
Bunun yerine tüketicinin beklentilerini önceden öngören proaktif bir “360 Derece Müşteri Deneyimi” platformu kurguladık. Bir kullanıcının internette “en tasarruflu kombi” aramasıyla başlayan yolculuğunu, bayimizdeki ağırlanma kalitesini, montaj sürecini ve satış sonrası servis deneyimini her temas noktasında anlık olarak ölçümlüyoruz. Bu ödün vermeyen kalite yaklaşımımız sayesinde müşteri memnuniyeti başarı skorumuzu uzun yıllardır istikrarlı bir şekilde yüzde 90’ın üzerinde tutmayı başarıyoruz ve sektörde bu alanda zirvedeki referans noktası konumumuzu koruyoruz.
DemirDöküm’ün dijitalleşme ve akıllı kontrol sistemleri alanındaki yol haritası nedir?
Dijitalleşme, fabrikadaki üretim hattından kullanıcının akıllı telefonuna uzanan kesintisiz bir köprü. Bu yol haritası kapsamında eş zamanlı olarak yürütülen ve operasyonel mükemmelliği hedefleyen 10’u aşkın projemiz bulunuyor. Dijitalleşmenin fabrikamızdaki yansımaları, Endüstri 4.0 vizyonumuzun en somut göstergeleri. Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası (MESS) tarafından düzenlenen İş Güvenliğinin Yıldızları Yarışması’nda “İSG Elçileri” kategorisinde büyük ödüle layık görülen COMBILOK akıllı rampa güvenlik sistemimiz bu çalışmalardan biri. Yükleme ve boşaltma operasyonlarında tırların rampadan istenmeyen şekilde ayrılmasını engelleyen, mikro işlemciler ve kart okuyucu güvenlik ağlarıyla donatılmış bu otomatik sistem, forklift-araç ve yaya kazalarını fabrikamızda tamamen sıfırladı. Benimsediğimiz bu akıllı üretim modeli; dikey depolama sistemleri, otonom lojistik araçları (AGV) ve üretim hatlarının veri analitiğiyle anlık izlenmesi sayesinde verimliliğimizi yükseltiyor.
Akıllı kontrol sistemleri tarafındaki yol haritamızın nihai hedefi ise cihazlarımızın tamamen bağlantılı ve otonom birer enerji yöneticisine dönüşmesi. MiGo Connect ve ExaControl Select gibi modülasyon kabiliyetine sahip akıllı oda termostatlarımız, gelişimini sürdürüyor. Dijitalleşme vizyonumuzun nihai noktası, büyük veri ve yapay zeka algoritmalarını süreçlerimizin her aşamasına entegre ederek kusursuz bir deneyimi sunmak.
Satış sonrası hizmetlerde müşteri memnuniyetini artırmak için hangi yatırımları ve dönüşüm projelerini hayata geçiriyorsunuz?
İklimlendirme sektörü, doğası gereği tüketiciyle olan ilişkisi ürünün satışı bittiğinde kesilen bir alan değil. Isınma gibi en temel yaşamsal ihtiyaca hizmet eden ürünler üretiyoruz. Dolayısıyla, kullanıcının evindeki kombinin kışın en soğuk gününde sorunsuz çalışması bizim için en önemli sorumluluk. Sektörde bizi ayrıştıran ve pazardaki öncülüğümüzü kalıcı kılan en büyük gücümüz, Satış Sonrası Hizmetler alanındaki iddiamız ve kurduğumuz servis organizasyonu. Yılda 1 milyonun üzerinde ev ziyareti gerçekleştiriyor ve Müşteri İletişim Merkezimiz (MİM) üzerinden 3 milyondan fazla kontak yönetiyoruz. Bu önemli operasyonel hacimde servis erişilebilirlik oranımızı yüzde 98 seviyesinde tutarak önemli bir başarı elde ediyoruz.

Bu operasyonel süreci kalıcı hale getirmek amacıyla hayata geçirdiğimiz en stratejik dönüşüm projelerinden biri de “Saha Servis Yönetim Projesi” oldu. Türkiye genelindeki 250’ye yakın yetkili servisimizde görev yapan saha teknisyenlerimizin tamamını yeni nesil akıllı mobil cihazlar ve özel uygulamalarla donattık. Müşterilerimizden gelen servis taleplerini ve randevuları, online Servis Operasyon Merkezimiz (SOM) üzerinden dijital haritalar vasıtasıyla canlı olarak takip ediyor ve optimize ediyoruz. Bu sayede saha ekiplerimizin rota verimliliğini artırırken, müşterilerimize verdiğimiz randevu sürelerini optimize ediyoruz. Taleplerin yüzde 76’sını 24 saat gibi kısa bir sürede neticelendirme hızına ulaştık. Çağrı merkezimizin teknolojik altyapısını tamamen bulut mimarisine taşıyarak kesintisiz ve esnek bir iletişim ağı kurduk; Türkiye’de yaşayan farklı milletlerden kullanıcılarımıza en hızlı desteği sunabilmek adına WhatsApp destek hattımıza anlık otomatik yabancı dil çeviri altyapısını entegre ettik.
Dijital inovasyon projelerimizden biri olan “Görüntülü Keşif” hizmetimiz sayesinde, tüketicilerimiz evlerine hiçbir teknik ekip gelmeden, akıllı telefonları üzerinden uzmanlarımızla video konferans yoluyla görüşerek mekânın ısı yükünü, yalıtım durumunu analiz ettirip kendileri için en doğru cihaz önerisini 48 saat içinde yazılı rapor olarak alabiliyorlar. Ekiplerimizin mesleki yetkinliklerini en üst seviyede tutmak için kurduğumuz DemirDöküm Akademi ve başarılı iş ortaklarımızı ödüllendirdiğimiz Müşterinin Yıldızları programlarıyla tüm ekosistemimizi geleceğe hazırlıyoruz.
DemirDöküm bugün 50’ye yakın ülkeye ihracat gerçekleştiriyor. Önümüzdeki dönemde hem iç pazarda hem de uluslararası pazarlarda büyüme hedefleriniz ve öncelikli yatırım alanlarınız-hedefleriniz neler olacak?
DemirDöküm’ün 1968 yılında Ürdün’e gerçekleştirdiği ilk döküm radyatör satışı ile başlayan ihracat yolculuğu, bugün Türkiye’nin mühendislik ve üretim gücünü küresel arenada temsil ediyor. Son stratejik hamlelerimiz ve coğrafi genişleme politikalarımız doğrultusunda aktif ihracat yaptığımız ülke sayısını 40’tan 52’ye çıkardık. Özellikle Avrupa pazarlarında yaşanan dönemsel ekonomik durgunlukları ve konut sektöründeki daralmaları, vizyoner bir pazar çeşitlendirmesi stratejisiyle yönettik.
Odak noktamızı hızlı bir refleksle Güney Amerika ve Orta Asya gibi yüksek büyüme potansiyeli barındıran yeni pazarlara kaydırdık. Bu adımların sonucunda Şili, Moldova, Azerbaycan ve Türkmenistan gibi birbirinden coğrafi olarak çok uzak pazarlarda, önemli pazar payları elde ettik. Arjantin, Kırgızistan, Moğolistan ve Mısır gibi yeni giriş yaptığımız ülkelerde ise çok kısa sürede güçlü bir penetrasyon elde ettik ve pazar payımızı hızla büyütüyoruz.





