Başımdan Geçen Hâller – 106

Sevgili dostlarım, dergimizin bu sayısında, 1992 yılında hacca nasıl gittiğimi ve nasıl bir hac yaptığımı anlatacağım. Bu haccımı anlatmamın sebebi, öncesinde ve sırasında yaşadığım ilginç olaylardır.

1992’nin başlarında bir gece çok ilginç bir rüya gördüm. Rüyamda Allah’ı gördüm. Lakin Allah’ı bir cisim olarak görmedim. Bana bir tat olarak yansıtıldı. Öyle bir tat idi ki hiçbir dünya nimetinde olmayan, ama müthiş güzel bir aromaya sahip bir tat idi. Bu tadın güzelliği ile ben birkaç gün adeta sarhoş gezdim. Rüyamın neye delalet ettiğini anlayamadım. Allah’tan hayra vesile olmasını diledim.

Aradan bir süre geçmişti ki beni saygıdeğer ağabeyim, Makina Yüksek Mühendisi Sıtkı Yazar ağabeyimin vasıtasıyla Garanti Koza’nın yetkilileri aradı. Dediler ki: “Kâbe’nin tam karşısına yapılmakta olan bir inşaatın sıhhi tesisat işlerinin taahhüdünü aldık. Bu inşaatın sıhhi tesisat işlerinin shop drawinglerini yapar mısın?” Dedim, yaparım.

“Ne kadar ücret istersin?” dediler.

Dedim ki: “Para önemli değil, bir şekilde anlaşırız. Ama iki ricam var. Birincisi, çok yaklaşmakta olan hac döneminden önce beni oraya aldırmanız. Çünkü tekrar hac yapmak istiyorum. İkincisi, bir ay kalıp geleceğim. Gerekirse bir ay sonra tekrar gelebilirim. Çünkü İstanbul’daki işlerimi ancak böyle yürütebilirim.”

İkinci şartıma hemen “Evet” dediler. Birincisine ise “Söz veremeyiz ama elimizden geleni yaparız.” dediler. Söz verememelerinin sebebi, hac mevsimi yaklaştığı için bütün devlet kadrolarının hacıların işlerine tahsis edilmesi ve diğer işlerin hac sonuna kadar askıya alınmasıymış. Ben de çaresiz kabul ettim.

Hamdolsun şansım yaver gitti. Hacdan önce bana işçi vizesini çıkarttılar ve büyük gayretlerle bana bir uçak bileti ayarladılar. Beni, Suudi Hava Yollarında kaptanın hemen arkasında bulunan koruma görevlilerinin bölümünde bir koltuğa yerleştirdiler ve Cidde’ye, oradan da Mekke’ye ulaştırdılar.

Ben hemen organizasyona başladım. Projenin nasıl ve nereden başlanarak yapılması gerektiğinin haritasını çizip işin başındaki Ünal Bey’e sundum. O da uygun buldu ve işi büyük bir hızla başlatıp birkaç gün içinde bazı paftaları onaya sunmaya başladım.

Neyse, hac başlamadan sistemi kurmuş ve onaya sunmaya başlamış olmam hepimizi rahatlattı. Böylece hac için zaman ayırabilecek duruma gelmiştik.

Başta Genel Müdür Ünal Bey ve Sıtkı Yazar ağabeyim olmak üzere birçok arkadaş da hac yapmak istiyorlardı. Benim tecrübelerime dayanarak bir hac stratejisi oluşturduk ve arife günü kazasız belasız Arafat’a ulaşmayı başardık.

Bir müddet dualarımızı yapıp öğle ve ikindi namazlarımızı birlikte kıldıktan sonra birkaç arkadaş etrafı dolaşmaya çıktık. Birkaç yüz metre gittik gitmedik, benim ayağıma kramp girdi ve yürüyemez hâle geldim. Olduğum yere oturmak zorunda kaldım. Benim hâlimi gören hacılardan çevreyi iyi bilenler, biraz ileride hastane olduğunu söylediler. Zar zor hastaneye gittik. Doktor kas gevşetici verdi ve hastane bahçesinde dinlenmemize izin verdiler.

Güneş iyice yükselmiş, sıcak 40 dereceyi aşmaya başlamıştı. Bir de kramp üstüne tuz biber ekmiş vaziyette, hastane bahçesinde bir kenara oturmuş ne yapacağımızı düşünürken, etrafı kolaçan etmeye çıkan bir arkadaşımız bize seslendi:

“Gelin bakın, burada içi yatak serili ve yaklaşık 400 m²’lik klimalı bir çadır var. Üstelik içinde de üç beş kişi ancak var. Güneşte duracağımıza burada duralım.” dedi.

Uzun lafın kısası, biz akşama kadar o çadırda kaldık. Serin bir ortamda ibadetlerimizi ve dualarımızı yaptık. Akşam olunca arkadaşlarla buluşup Arafat’tan Müzdelife’ye hareket ettik. Sırayla bütün hac vazifesinin gerektirdiklerini yapıp haccımızı tamamladık.

Ayağıma kramp girmesi nedeniyle çok kolay, serin ve rahat bir hac yapmayı Rabbim kısmet etmişti. Gördüğüm rüyanın buna işaret ettiğine o zaman kanaat getirmiştim.

Rabbim, hac yapmak isteyen bütün din kardeşlerime kolay, rahat ve kabul edilen bir hac yapmayı kısmet etsin inşallah.

Saygı, sevgi ve selamlarımla…

Not: Sevgili dostlarım, yazımı okuduysanız lütfen bana herhangi bir mesajla görüşlerinizi ulaştırmanızı ya da en azından “okudum” notu yollamanızı rica ediyorum. Belki böylece sizlere daha faydalı olma şansı yakalayabilirim. Şimdiden zahmetiniz için teşekkür ederim.

Sabit Cevat Tanrıöver

 

Önceki İçerikİhracat İçin En Akılcı Yol: CF İstanbul 2 Temmuz’da Başlıyor
Sonraki İçerik“57 yıldır Türkiye’nin iklimlendirme yolculuğuna eşlik ediyor”