Başımdan Geçen Hâller – 105

Sevgili dostlarım, dergimizin bu sayısında Suudi Arabistan’da çalışırken yaşadığım çok ilginç bir olayı anlatacağım. Yurt dışında çalışacak arkadaşlara belki bir fikir vermiş olurum.

Günlerden 1983’ün sonbaharı. Arabistan’da iş ortaklığı yaptığım firma, Mekke’de bir ofis binasının inşaatının taahhüdünü almıştı. Bir gün Taif’teki şantiyemden merkez ofisimizin olduğu Cidde’ye dönerken, Mekke’deki ofis binası şantiyesine uğradım. Ofis binasının yapılacağı arazinin hafriyatı yapılmış, mıcır serilmiş ve temel atma hazırlığı içindeyken ben şantiyeye gelmiştim. Şantiye şefi olan kardeşim Hasan Kalfazade, beni araziye davet edip yaptığı çalışmaları anlatırken bir problemden söz etti. Temelin atılacağı sınırların içinde, temelin kenarına yaklaşık 2 metre mesafede bir su kaynağı çıktığını, işini aksattığını söyleyip su kaynağını betonlayıp geçeceğini belirtti.

Ben de bunun üzerine, bu su kaynağını faydalı hale getirip kullanmamızın daha doğru olacağını söyledim. O da fikrimi destekledi. Ne yapacağımızı düşünmeye başladık. Sonunda su kaynağını biraz kazıp suyu bir PVC boru ile bina temelinin dışına taşımaya karar verdik. Aynen öyle yaptık. Binanın dışında bir çukur kazıp oraya bir depo inşa ederek çıkan suyun orada depolanmasını sağladık. Bina sınırlarının içindeki suyun gözünü de mıcırla doldurup üzerini naylonla örterek grobetonu, onun üzerine de temeli inşa ettik.

Şantiyemizde beton santrali kurup binanın beton ihtiyacını bu santralden, santralin su ihtiyacını da bu su kaynağından karşıladık. Düşünebilir misiniz, Mekke’nin çölünde, kayaların arasında 4 m kazarak su buluyorsunuz. Bu Allah’ın bir nimeti.

Neyse sözümü uzatmayayım, bina yapıldı. İşin sonunda da o su kaynağının yanına küçük bir hidrofor konuldu, bahçe sulama hattı çekildi ve çevrenin yeşertilmesi sağlandı. Bütün bu yapılan hizmetler için bir hakediş hazırlanıp işverenin önüne konuldu. Yapılan hakediş yaklaşık iki bin usd kadardı.

İşte esas gelişme ondan sonra başladı. Hakediş önüne konulan işveren, “ne, benim arazimden su mu çıktı, siz bu suyu kullanarak beton mu yaptınız, öyle mi? ben size bu hakedişi ödemem, üstelik beton yaparken kullandığınız su için sizden para keserim,” diyerek bizden hatırı sayılır bir para kesti. Hatta öyle inanılmaz davranışlarda bulundu ki bu inşaatı yapan firmanın batmasına bile vesile oldu.

Böyle bir olay Türkiye’de olsa benzer bir durum asla oluşmaz, hatta su kaynağı ziyan edilmediği için teşekkür bile edilir. Milletler arasındaki mantık farkına bir örnek olsun diye başıma gelen bu hâli sizlerle paylaşmayı uygun buldum. Umarım zihninizde bir şeyler uyandırmışımdır.

Saygı, sevgi ve selamlarımla…

Not: Sevgili dostlarım, yazımı okuduysanız lütfen bana herhangi bir mesajla görüşlerinizi ulaştırmanızı ya da en azından “okudum” notu yollamanızı rica ediyorum. Belki böylece sizlere daha faydalı olma şansı yakalayabilirim. Şimdiden zahmetiniz için teşekkür ederim.

Sabit Cevat Tanrıöver

 

Önceki İçerikİSKİD’den Isı Pompası Alırken Son Kullanıcının Dikkat Etmesi Gereken Konuları İçeren Bilgilendirici Video
Sonraki İçerikBaymak, Sıfır Atık Belgesi Almaya Hak Kazandı