40 yılı aşmış vanalarımızın bir arıza göstermeden çalışıyor olması, kalite ve titizliğimizin göstergesidir”

 

Esas itibarıyla firmaların, hangi sektörde olurlarsa olsun, iki görevi bulunmaktadır: Birincisi, ait oldukları sektördeki çalışma faaliyetlerini sektör ve ticaretin kaidelerine uygun olarak yaşamlarını devam ettirmeleri; ikincisi ise, bulundukları sektörün malzeme çeşitlerini ve ticari çalışma şeklini sadece yurt içindeki gelişmelere değil, yurt dışındaki gelişmeleri de çok iyi izleyerek benzer uygulama seçimiyle sürdürmeleridir. Çünkü ticaretin ana kaidesi “olduğun yerde dur” değildir. Bu düşünceyle Aknur — ilk kurulduğunda ismi Alnur — 1980 yılından itibaren yurt içindeki ve bilhassa yurt dışındaki fuarları çok iyi takip etti.

Yurt dışı sektörünün çok kullandığı malzemeleri sektörümüze tanıtmak, Aknur’un başlıca görevi olmuştur. Bunların en başında; kapalı genleşme depoları, tesisatların basınç, havalandırma, otomatik kontrol, emniyet sistemleri ve benzeri armatür ve cihazları sektörümüze tanıtmak yer almaktadır.

Bilhassa kapalı genleşme depolarının tesisat mühendisleri tarafından çok iyi tanınıp uygulanabilmesi için, yurdun pek çok önemli bölgesinde Makine Mühendisleri Odaları ile birlikte seri konferanslar vermiştir.

Bu çalışmaların yanında, tesisatlarımızın her zaman büyük ihtiyaç duyduğu üç ve dört yollu vanaları bizzat imal etmek üzere Alnur Vana imalat birimini kurmuştur.

Alnur vanalarının sadece yurt içinde değil, yurt dışı pazarlarda da ilgi görmesi şirketimiz için hem bir gurur hem de ticari getiri kaynağı olmuştur.
Tesisatlarda kullanım ömrü 40 yılı aşmış üç ve dört yollu vanalarımızın, basit conta değişimiyle halen herhangi bir arıza göstermeden çalışıyor olması, kalite konusundaki titizliğimizin göstergesidir.

Sektörümüzde sıkça yaşanan büyük bir yanlış, sürümü iyi olan bir malzemenin hemen taklidini yapmak ve ucuz şartlarla piyasada pazar kapmaktır.

Günümüzde sektörümüzün en önemli sorunlarından birisi, firmaların ömürlerinin kısa olmasıdır. Her konuda esas olan, konunun ticari matematiğe uygunluğudur. İşin başında hiçbir yönü unutulmaksızın çok iyi bir araştırma yapılmalıdır.

Kalite, araştırmanın çok yönlü yapılmasını ve kademelerinin çok iyi belirlenmesini şart koşar. Bizde sıkça yapılan hata, “Şu firma şunu yapıyor, iyi satıyor, iyi para kazanıyor, biz de yapalım” fikridir. Bu düşünce birçok firmaya büyük sorunlar getiriyor ve onların sonunu hazırlıyor.

Bir başka sorun da işlerin her kademesinde, o konunun iyi yetişmiş uzmanları tarafından kontrol edilmemiş olmasıdır. Kaliteli uzmanların bulunmamasının yanında, kontrolün pek çok işimizde hiç yapılmamasıdır.

Başlangıçta malzeme kalitesine ve imalat normlarına uygunluk gözetilmeden yapılan tesisatlar, sistemin ilk çalıştırılmasında sorun çıkarmakta; “işi ucuza bitirelim” kısa görüşlülüğü, uygun kalitede yeniden malzeme alınması ve işçiliğin ikinci kez yapılmasıyla cezalandırılmaktadır.

Bugün pek çok firma, siparişe göre üretim yolunu seçiyor. En basit ürünleri bile yarı mamul olarak stokta tutup, sipariş gelince ürüne çevirmeyi tercih ediyor.
Ekonomik açıdan bu yöntem, gereksiz stok yükü çekmemek ve stok maliyetine girmemek için tercih edilse de; deprem projeleri gibi hızlı temin edilmesi gereken yerlerde stoklu çalışma ya da kısa sürede ürün temini ön plana çıkıyor.
Biz, sürekli bu talebe cevap verecek kadar stokta malzeme tutarak müşterilerimizin memnuniyetini sağlamaya çalışıyoruz.

Bu noktada, malzeme stoklama politikalarının ne kadar önemli olduğunu görüyoruz. Bunun için tecrübenin yanında, müşteri ihtiyaçlarına dair çok dikkatli istatistiksel bilgilere de ihtiyaç duyulmaktadır. Sıkça yaşadığımız bir durum; bizimle çalışmayan firmalar, ihtiyaç anında çalıştıkları firmalarda malzeme bulamayınca bize gelmektedir.

Pazar hareketlerini iyi takip etmeyen firmalar, 2024 ve 2025’teki pazar daralması neticesinde — hatta piyasada önemli isimleri olanlar bile — konkordatoya gitmek mecburiyetinde kaldılar. Bu firmalarda görülen en büyük hata; ülkedeki yüksek enflasyona güvenerek aşırı malzeme stoklamalarına gitmeleri, ancak tahmin edemedikleri bir pazar daralması yaşandığında aldıkları malzemeleri satamamaları ve kredi borçlarını ödeyememeleri olmuştur.

Önümüzdeki sene de faizlerin piyasada iş yapılabilir düzeye inmesi, yılın ortalarını geçecek gibi gözüküyor. Şirketlerimiz Aknur ve Alnur olarak 2026 yılında inşaat piyasasının toparlanacağını ve yıl sonuna doğru beklenen seviyeye geleceğini ümit ediyoruz.

İş hayatının en zor fakat en renkli sektörünün temsilcileri olarak, ticari yaşamın doğrularını prensip edinmiş meslektaşlarımızın huzur içinde, başarılı bir 2026 geçirmelerini diliyoruz.

Hasan Kurt
Aknur Yönetim Kurulu Üyesi

Önceki İçerikBaşımdan Geçen Hâller – 98 Sabit Cevat Tanrıöver 
Sonraki İçerik“En önemli hedeflerimizden birisi; Ankara’daki fabrikamızı yeni nesil vanalar ve özel buhar armatürleri için önemli üretim yeri haline dönüştürmek”