İklimlendirme sektörünün dönüşen dinamikleri

Tunç KORUN
Form Şirketler Grubu
Yürütme Kurulu Başkanı

 

İklimlendirme sektörünün dönüşen dinamikleri

 

2024 yılı, iklimlendirme sektöründe hem Türkiye’de hem de global ölçekte dinamiklerin hızla değiştiği bir yıl oldu. İklim değişikliği ve çevresel etkiler, artık sadece bilimsel raporların konusu değil; günlük yaşamımızı, iş yapış şekillerimizi ve sektörümüzün önceliklerini doğrudan etkileyen unsurlar haline geldi. Bu durum, sektörel dinamiklerin yeniden şekillenmesine yol açarken, enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik konularını hiç olmadığı kadar ön plana çıkardı.

 

Bu yıl, Türkiye’deki inşaat projelerinin yeniden ivme kazandığı, kentsel dönüşüm hamlelerinin ise hızlandığı bir dönem olarak dikkat çekti. Özellikle büyükşehirlerde artan bina yenileme projeleri ve yeni konut talebi, iklimlendirme çözümlerine yönelik talepleri yukarıya taşıdı. Bununla birlikte, enerji maliyetlerindeki artış, sektörde daha verimli ve çevreci ürünlerin geliştirilmesine olan ihtiyacı ortaya koydu. Bu sebeple enerji verimliliği bilinçli bir şekilde yüksek olarak seçilmiş her türlü merkezi sistem cihazları (soğutma grupları, VRF, paket klimlar, vs), endüstriyel ve konfor ısı pompası cihazları ve doğal havalandırma çözümleri gibi enerji dostu teknolojiler bu dönemde ciddi bir gelişim içerisinde.

 

Dünyada 2024 yılı itibari ile yaklaşık 282 milyar dolarlık bir ısıtma, soğutma, klima pazarı olduğu öngörülüyor.  Türkiye genel anlamda Dünya klima pazarından % 1.5 mertebesinde bir pay alıyor, yani yaklaşık 4-5 milyar dolar. Gene bu rakamın neler içerdiğine göre mertebesi değişebiliyor.

Türkiye’de İSKİD derneğinin topladığı verilerden yapılan açıklamalar kapsamında 2023 itibari ile 2 milyon adede yakın split klima satışı ile rekor kırıldı. Bu rakamın 2024 sonu olarak da artması bekleniyor. VRF konusunda evvelki yıla göre % 23, Klima santrallerinde ise % 40 büyüme var. Isı pompalarında son 5 yılda 3 kat büyüme var ama gene de adetsel olarak düşük.

 

Global ölçekte Türk iklimlendirme sektörünün ihracat performansı öne çıktı. Özellikle Avrupa, Orta Doğu ve Afrika pazarlarında Türk üreticilerinin yenilikçi çözümlerle yer alması, sektörümüzün uluslararası rekabet gücünü artırdı. Bu büyüme, sektörün sadece iç pazarda değil, global arenada da dikkat çekici bir oyuncu olduğunu gözler önüne serdi.

 

Önümüzdeki yıl ise sektör için hem fırsatları hem de riskleri beraberinde getirecektir. Küresel ısınmanın etkilerinin artması, iklimlendirme ürünlerine olan talebin sürekliliğini sağlayacaktır. Bunun yanında, Türkiye’nin stratejik konumu, genç nüfusu ve gelişen üretim altyapısı gibi avantajlar, sektörü daha da ileriye taşıyacaktır. Ancak ekonomik belirsizlikler, nakit akışı sıkışıklığı ve yüksek faiz oranları gibi riskler, iş dünyasının karar alma süreçlerinde dikkatli olmasını gerektiğini gösteriyor. Türkiye özelinde, enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik odaklı projelerin desteklenmesi gerekiyor. İklimlendirme sektörünün sürdürülebilir büyümesi için çevre dostu teknolojilerin teşvik edilmesi büyük önem taşıyor. 2025 yılında özellikle Afrika ve Orta Doğu pazarlarına yönelik yeni fırsatlar, sektöre önemli katkılar sağlayabilir. Ancak ihracatçı firmaların döviz kurlarındaki dalgalanmalara karşı dikkatli olması gerekiyor. Dövizde sağlıklı bir dengenin sağlanması, sektör genelinde finansal istikrarı destekleyecektir.

 

Sektörün geleceğini şekillendirecek en önemli başlıklardan biri de sürdürülebilirlik. Karbon ayak izini azaltmaya yönelik çözümler ve enerji verimliliği sağlayan ürünler, tüketicilerin ve iş dünyasının öncelikli tercihi olmaya devam edecektir. Türkiye’de, yerli üretimle çevreci teknolojilerin geliştirilmesi ise bu konuda kritik bir rol oynayacaktır.

 

Sektörün teknolojiye adaptasyonu ise dikkat çekici bir başka gelişme. Akıllı bina sistemlerinden uzaktan yönetilebilir iklimlendirme çözümlerine kadar birçok yenilik, tüketicilerin ihtiyaçlarını karşılamanın ötesinde, daha sürdürülebilir bir gelecek için zemin hazırlıyor. 2025 ve sonrasında, bu teknolojilerin günlük yaşamda daha fazla yer bulması kaçınılmaz.

 

İklimlendirme sektörü, artık bir lüks değil, yaşam kalitesini doğrudan etkileyen temel bir ihtiyaç olarak kabul ediliyor. Bu durum, sektörün gelecekteki büyümesini destekleyen en önemli unsurlardan biri. 2025 yılı, sektör oyuncularının yenilikçi ve sürdürülebilir çözümlerle fark yaratma fırsatlarını değerlendirebileceği bir yıl olacak diye düşüyorum. Tüm bu gelişmeler ışığında, sektörümüzün büyüme potansiyeline olan inancımız tam. İklimlendirme sektörünün, ekonomik belirsizliklere rağmen fırsatları doğru değerlendirerek, daha sürdürülebilir bir geleceğe katkı sağlayacağına inanıyorum.

Önceki İçerik“Türkiye’nin toplam elektrik tüketiminin yüzde 45’ini güneşten karşılayabiliriz”
Sonraki İçerikAlfa Laval Türkiye, yenilikçi teknolojilerle müşteri memnuniyetini artırmayı amaçlıyor