Olcay AVCI
Daikin Türkiye Genel Müdür Yardımcısı
Ar-Ge çalışmaları, teknolojik dönüşüm ve yatırımlar, Daikin’in sürdürülebilir büyüme stratejisinin temel yapı taşlarını oluşturuyor. İklimlendirme sektöründe 100 yılı aşkın köklü geçmişimiz boyunca elde ettiğimiz başarının arkasındaki en önemli itici güçlerden biri, inovasyona ve Ar-Ge’ye verdiğimiz kesintisiz önem oldu. Daikin’in küresel büyüme stratejisi olan Fusion 30 vizyonu doğrultusunda, dünya genelinde Ar-Ge gücümüzü daha da ileri taşımak için yatırımlarımıza hız kesmeden devam ediyoruz. Daikin Türkiye olarak ise Sakarya-Hendek’te bulunan üretim tesisimiz bünyesindeki Ar-Ge merkezimizle bu vizyonun önemli bir parçasını oluşturuyoruz. Avrupa’nın en hızlı büyüyen Ar-Ge merkezlerinden biri konumundaki merkezimizde, uzman ekiplerimizle hem yerel ihtiyaçlara uygun çözümler geliştiriyor hem de global inovasyon süreçlerine katkı sağlıyoruz. Bu kapsamda yalnızca teknolojiye değil, insan kaynağına da yatırım yapmayı stratejik bir öncelik olarak görüyoruz. Bu yaklaşımın bir sonucu olarak, 2011 yılından bu yana Ar-Ge çalışan sayımızı yedi kat artırdık. Ar-Ge faaliyetlerimizden elde ettiğimiz çıktıları doğrudan üretim ve ihracat gücümüze yansıtıyoruz. Tüm kaset tipi fancoil serisini geliştirip üreterek Daikin Grubu içerisinde Avrupa’nın tek fancoil üretim merkezi konumuna ulaştık. Bunun yanı sıra 2022 yılında tesisimizde VRV üretim hattımızı devreye aldık. Bugün ürettiğimiz VRV sistemlerinin yüzde 60’tan fazlasını Avrupa’ya ihraç ediyor olmamız, teknoloji ve inovasyon odaklı yaklaşımımızın somut bir göstergesi niteliğinde. Son dönemde hayata geçirdiğimiz çalışmalar arasında sürdürülebilirlik, enerji verimliliği ve ileri mühendislik uygulamalarını bir araya getiren projeler öne çıkıyor. Bu kapsamda Sakarya Hendek Üretim Tesisimizde devreye aldığımız Güneş Enerji Santrali (GES) projesi, bizim için stratejik öneme sahip yatırımlardan biri oldu. İlk fazı 2020 yılında kurulan santral, 2023 yılında tamamlanan ikinci faz ile 7,84 MWp kurulu güce sahip olan santralimiz, 2020’den bu yana tesisimizin enerji ihtiyacının önemli bir bölümünü karşılıyor. 2025 yılı boyunca elektrik tüketimimizin yüzde 74’ü GES projemizden sağlanırken, bu performansımızı uluslararası I-REC sertifikası ile de belgelendirdik. Proje başlangıcından bu yana yaklaşık 23 bin 800 ton karbon emisyonunun önüne geçerek 442 binden fazla ağacın sağlayacağı etkiye eşdeğer bir kazanım elde ettik. Bu çalışmalar, karbon nötr şirket olma hedefimize kararlı adımlarla ilerlediğimizi gösteriyor.
Ar-Ge tarafında ise yenilikçi teknolojilere odaklanmaya devam ediyoruz. TÜBİTAK desteğiyle yürüttüğümüz yüzde 100 hidrojen yakıtlı kombi tasarımı ve prototip imalatı projemiz bu alandaki önemli çalışmalarımızdan biri. Sakarya Üniversitesi ile yürüttüğümüz CFD ve akışkanlar dinamiği çalışmalarıyla geleceğin iklimlendirme teknolojilerine yönelik Ar-Ge faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Tüm bu projeler, Daikin’in inovasyon yaklaşımının temelinde yer alan karbon nötr hedefi, müşteri odaklı çözüm geliştirme anlayışı ve “havayla değer yaratma” vizyonunun bir yansımasıdır. Düşük küresel ısınma potansiyeline sahip R-32 soğutucu akışkanın yaygınlaşmasına katkı sağlamak amacıyla geliştirdiğimiz 93 patentin sektör kullanımına açılması da sürdürülebilir dönüşüme verdiğimiz önemin önemli bir göstergesidir.
Ürün ve hizmet geliştirme süreçlerimizde dijitalleşme, otomasyon ve yapay zekâ gibi ileri teknolojilerden etkin biçimde faydalanıyoruz. Özellikle dijital ikiz uygulamaları, simülasyon teknikleri, yapay zekâ tabanlı analizler ve otomasyon sistemlerinin Ar-Ge ve üretim süreçlerimize entegrasyonu konusunda yoğun çalışmalar yürütüyoruz. Bu teknolojiler sayesinde ürün geliştirme sürelerini önemli ölçüde kısaltırken, süreçlerin çevresel etkilerini de azaltmayı başarıyoruz. Ayrıca, saha verilerini analiz ederek ürün performansını gerçek zamanlı izlememiz, proaktif iyileştirmeler yapabilmemizi mümkün kılıyor. Tüm bu dijital dönüşüm adımları, müşteri deneyiminde de doğrudan pozitif bir etki yaratıyor. Daha yüksek kaliteye sahip, müşteri ihtiyaçlarına göre özelleştirilmiş ve sürdürülebilir ürünlerle, kullanıcı memnuniyetini ve marka sadakatini artırmayı hedefliyoruz.
Sektörde yaşanan teknolojik gelişmeler ve değişen müşteri beklentileri, yatırım ve inovasyon stratejilerimizi doğrudan şekillendiriyor. Günümüzde kullanıcılar yalnızca yüksek performanslı ürünler değil; enerji verimli, çevre dostu, akıllı ve bağlantılı çözümler de talep ediyor. Bunun yanı sıra, özellikle Avrupa’daki çevre regülasyonları da sektörün dönüşümünü hızlandırıyor.
Daikin olarak yatırımlarımızı bu doğrultuda yönlendiriyor; Ar-Ge çalışmalarımızda enerji verimliliği yüksek, düşük çevresel etkiye sahip ve dijital teknolojilerle uyumlu ürünler geliştirmeye odaklanıyoruz. Sürdürülebilirlik ve inovasyonu merkeze alan bu yaklaşımımız sayesinde hem değişen müşteri beklentilerine hızlı yanıt veriyor hem de geleceğin iklimlendirme teknolojilerine yön vermeyi hedefliyoruz.
Türkiye’de üretim ve teknoloji yatırımlarının geleceğini oldukça dinamik ve fırsatlarla dolu bir alan olarak değerlendiriyoruz. Özellikle Avrupa regülasyonlarına hızlı uyum, sürdürülebilirlik odaklı dönüşüm ve dijitalleşme, sektörün yönünü belirleyen en kritik başlıklar haline gelmiş durumda. Türkiye’nin üretim kabiliyeti, mühendislik gücü ve esnek tedarik yapısı ise bu dönüşümde önemli bir avantaj sağlıyor. Daikin olarak biz de bu değişimi yalnızca takip eden değil, yön veren bir yaklaşımla benimsiyoruz. Geniş ürün gamımız sayesinde farklı müşteri segmentlerinin değişen ihtiyaçlarına uçtan uca çözümler sunabiliyor; bireysel kullanımdan büyük ölçekli ticari projelere kadar farklı alanlarda “çözüm satışı” yaklaşımını ön plana çıkarıyoruz. Bu yaklaşım, sadece ürün değil, sistem ve değer üretme anlayışına dayanıyor. Önümüzdeki dönemde özellikle çevreci ürünlere olan talebin artarak devam edeceğini öngörüyoruz. Isı pompaları, düşük karbonlu soğutma sistemleri ve enerji verimliliği yüksek çözümler sektörün ana dönüşüm alanlarını oluşturacak. Ayrıca veri merkezlerinin hızla artan iklimlendirme ihtiyacı da yüksek hassasiyetli ve güvenilir sistemlere olan talebi belirgin şekilde yükseltiyor. Bu noktada güçlü Ar-Ge altyapımız, hem mevcut teknolojileri geliştirmemizi hem de geleceğin ihtiyaçlarına uygun yeni çözümler üretmemizi sağlıyor.





