Pnosan Yönetim Kurulu Üyesi Sayın Nida Şahin Hanımefendi ile gerçekleştirdiğimiz bu kapsamlı röportajda; şirketin köklü geçmişi ve güçlü kurumsal yapısı ışığında, önümüzdeki yıllara yönelik stratejik büyüme hedefleri, Ar-Ge ve inovasyon yatırımları ile global pazarlardaki konumunu nasıl güçlendireceği üzerine önemli gelişmeleri öğreniyoruz. Ayrıca, sürdürülebilirlik anlayışından dijital dönüşüm süreçlerine kadar geniş bir bakış açısıyla, Pnosan’ın sektördeki rekabet avantajlarını ve yenilikçi ürünlerini yakından tanıma fırsatı buluyoruz.
- Pnosan’ın kurumsal vizyonu doğrultusunda, önümüzdeki beş yıllık süreçte ulaşmayı hedeflediğiniz stratejik büyüme ve genişleme planlarınızı paylaşır mısınız?
Pnosan olarak, önümüzdeki beş yıl içinde hem yurt içinde hem de uluslararası pazarlarda Nordsteam markamızla sürdürülebilir büyümeyi hedefliyoruz.
Bugün itibarıyla 35’ten fazla ülkeye ihracat yapan, yurt içinde güçlü bir bayilik ağına sahip, yurt dışında ise belirli ülkelerde distribütörlük sistemiyle ilerleyen bir yapımız bulunuyor.
Yeni dönemde stratejik önceliğimiz; bu ağın genişlemesi, hedef pazarlarda markalı ürünlerimizin bilinirliğinin artırılması ve kendi üretim gücümüzle global ölçekte rekabet edebilen bir Türk markası konumumuzu daha da sağlamlaştırmak olacak.
Buna paralel olarak üretim teknolojilerimizi dijitalleştirmeyi, Ar-Ge yatırımlarımızı artırmayı ve Avrupa’daki teknik standartlara tam uyumlu yeni ürün serilerimizi pazara sunmayı planlıyoruz.
- Köklü bir firma olarak, bugünkü konumunuza ulaşmanızı sağlayan temel kurumsal kararlar ve kırılma noktaları neler olmuştur?
Pnosan’ın bugünkü gücüne ulaşmasında üç temel kırılma noktası bulunuyor: İlki, 1994 yılında tamamen yerli mühendislik bilgisiyle ilk buhar ekipmanlarımızın üretimine başlamamız. İkincisi, 2010 başından itibaren Nordsteam markası adı altında Avrupa sertifikasyon süreçlerini tamamlayarak CE, TÜV-SÜD ve EAC belgelerimizi almamızla yolculukta başka bir evrime geçiş yapmış bulunduk. Bu doğrultuda şirket olarak kurumsal yapılanma için de start vermeye başladık. Gerekli sertifikasyonlarla birlikte, markalaşma süreci için departmanlarımızı ayırdık. Belirli programlara şirket sistemine entegre ederek gerek şirket dışındaki dinamikleri ve regülasyonları yönetebilmeyi kolaylaştırdık gerekse de müşterilerle olan diyaloglarımızda gerekli iyileştirilmeleri yapabildik. Üçüncüsü ve şu anda bizi bulunduğumuz konuma taşıyan kısım ise 2010 sonrası dönemde Ar-Ge merkezimizin kurulması ve Nordsteam markasıyla global pazara açılmamızdır. Bu hususta yeni yaptığımız fabrika yatırımının bize önemli ölçüde katkısı olduğunun da altını çizmek isteriz.
- Ar-Ge ve inovasyon yatırımlarınız, ürün geliştirme süreçlerinize ve küresel rekabet gücünüze nasıl katkı sağlamaktadır? Bu kapsamda öne çıkan teknolojik bir ürününüzü detaylandırabilir misiniz?
Ar-Ge ekibimiz; mekanik tasarım, akışkanlar dinamiği ve malzeme mühendisliği alanlarında sürekli geliştirme çalışmaları yürütüyor.
Bu sayede ürünlerimizde %15’e varan enerji tasarrufu ve %30’a varan bakım maliyeti avantajı sağlıyoruz.
Öne çıkan ürünlerimizden biri olan soft-closing kondens toplama vanası, PEEK kaplamalı iç yüzeyi ve sessiz kapanma teknolojisiyle sektörde benzersiz bir çözüm sunmaktadır. Hedefimiz uzun vadeli full otomasyon geçişi sağlamaktır.
- Enerji verimliliği ve sürdürülebilirlik alanında, ürün portföyünüzün endüstriyel çözümlere sağladığı katkılar hakkında bilgi verebilir misiniz?
Ürün portföyümüzün tamamı, endüstriyel proseslerde enerji kaybını minimize etmek ve işletmelerin sürdürülebilir üretim hedeflerine katkı sağlamak üzerine tasarlanmıştır. Geliştirdiğimiz kondenstoplar, buhar kapanları ve kontrol vanaları; yüksek sıcaklık ve basınç koşullarında dahi tam sızdırmazlık sağlayarak, sistemlerde enerji geri kazanımını optimize eder. Bu sayede, işletmelerin enerji maliyetlerinde kayda değer bir azalma sağlanırken, karbon salınımı da önemli ölçüde düşürülmektedir.
Nordsteam ürünlerinde kullanılan ileri sızdırmazlık teknolojileri ve akış optimizasyonu, proses verimliliğini artırırken aynı zamanda ısı kayıplarını %15’e kadar azaltmaktadır. Bu da yalnızca ekonomik bir avantaj değil, çevresel sürdürülebilirlik açısından da somut bir kazanımdır.
Sürdürülebilirlik yaklaşımımız yalnızca ürün performansıyla sınırlı değildir. Üretim tesisimizde atık su geri kazanımı, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı ve düşük karbon ayak izine sahip üretim prosesleri uygulanmaktadır. Tüm üretim süreçlerimiz ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi standartlarına uygun olarak yürütülmekte; kullanılan malzemeler ise geri dönüştürülebilir içerik oranı yüksek, çevreye duyarlı ham maddelerden seçilmektedir. Ayrıca Ar-Ge ekibimiz, enerji verimliliğini artıracak yeni malzeme kombinasyonları ve otomasyon sistemleri üzerine çalışmalar yürütmektedir. Bu kapsamda, sensör destekli vana sistemleriyle buhar hatlarında anlık enerji ölçümü ve otomatik sızıntı tespiti gibi dijital çözümler de geliştirilmektedir.
Sonuç olarak, Pnosan olarak hedefimiz sadece endüstriyel verimliliği artırmak değil; aynı zamanda gelecek nesillere daha sürdürülebilir bir üretim mirası bırakmaktır. Enerjiyi koruyan, doğayı gözeten ve teknolojiyi merkeze alan bu yaklaşım, markamızın temel değerlerinden biridir.
- Endüstri 4.0 ve dijital dönüşüm sürecinde, Pnosan olarak uygulamaya aldığınız sistemler ve dijital entegrasyon çalışmaları hakkında bilgi verebilir misiniz?
Pnosan olarak, üretim hatlarımızı MES ve ERP sistemleriyle entegre ettik. Her ürün, üretimden çıkışına kadar dijital olarak izlenebilir. Ayrıca sensör tabanlı test sistemleriyle kalite kontrol süreçlerini otomatikleştirerek hem hata payını hem de teslimat süresini azaltıyoruz.
Kendi üretim altyapımız sayesinde müşteri taleplerine hızlı yanıt verebiliyor, ürünleri proses ihtiyaçlarına göre özelleştirebiliyoruz. Bu esneklik, termin sürelerinde %20 iyileşme, kalite tutarlılığında ise %100 izlenebilirlik sağlıyor. Ayrıca üretici kimliğimiz, satış sonrası teknik destek sürecinde önemli bir güven unsuru oluşturuyor.
- Üretici kimliğinizin, müşteri ilişkileri yönetimi, ürün kalitesi ve termin süreleri açısından firmanıza sağladığı avantajları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Her sektörün akışkan tipi, basınç değeri, sıcaklık toleransı ve proses koşulları birbirinden farklıdır. Pnosan olarak bu farklılıkları yalnızca bir teknik gereklilik değil, aynı zamanda müşteri odaklı mühendislik yaklaşımımızın temel unsuru olarak görüyoruz.
Ar-Ge ve satış mühendisliği ekiplerimiz, her yeni proje öncesinde prosesi detaylı biçimde analiz eder. Bu analiz sürecinde; sistemin akış karakteristikleri, basınç ve sıcaklık limitleri, ortam koşulları ve hedeflenen enerji verimliliği gibi parametreler dikkate alınır. Ardından ürün konfigürasyonu, malzeme seçimi, sızdırmazlık tipi ve yüzey kaplama alternatifleri, ilgili prosese en uygun performansı sağlayacak şekilde belirlenir. Bu titiz mühendislik süreci sayesinde, kimya, gıda, enerji, tekstil, petrokimya ve ilaç endüstrisi gibi farklı sektörlerde yüksek performanslı, uzun ömürlü ve güvenilir çözümler sunabiliyoruz. Her bir vana, sadece genel standartlara değil, aynı zamanda müşteri prosesine özel gereksinimlere göre optimize edilir.
Üretici kimliğimiz bize aynı zamanda termin süreleri açısından büyük bir esneklik kazandırır. Tüm üretim ve montaj süreçlerinin tek çatı altında gerçekleşmesi, siparişten teslimata kadar geçen süreyi kısaltır. Bu da müşterilerimizin üretim planlamalarında sürekliliği korumasına ve duruş riskini minimize etmesine olanak tanır. Bunun yanı sıra, kendi üretim altyapımız sayesinde satış sonrası teknik destek süreçlerinde hızlı reaksiyon gösterebiliyor, yedek parça teminini ve servis hizmetlerini kesintisiz sürdürebiliyoruz. Bu yaklaşım, sadece ürün kalitesiyle değil, güvenilirlik ve sürdürülebilir müşteri memnuniyetiyle de markamızı öne çıkarıyor. Sonuç olarak, Pnosan’ın üretici kimliği; mühendislikte esneklik, süreçte hız ve hizmette süreklilik prensiplerini bir araya getirerek, her sektörde uzun vadeli iş ortaklıklarının temelini oluşturuyor.
- Nordsteam markasının pnömatik pistonlu vanaları, özellikle kimyasal buhar ortamlarında sağladığı yapısal dayanıklılık ve uzun ömür açısından hangi teknik avantajlara sahiptir? Bu vanaların endüstriyel uygulamalardaki tercih sebepleri nelerdir?
Nordsteam pnömatik pistonlu vanaları, yüksek sıcaklık, basınç ve kimyasal buhar ortamlarında uzun ömürlü, güvenilir bir performans sunmak üzere geliştirilmiştir. Vanaların gövdesi, endüstriyel koşullara uygun olarak üretilen yüksek kaliteli paslanmaz çelik (AISI 316 veya 304) malzemeden imal edilir. Bu yapı, hem korozyon direncini artırır hem de agresif akışkanlara karşı maksimum dayanıklılık sağlar.Sızdırmazlık elemanlarında kullanılan PTFE (Polytetrafluoroethylene) malzeme, yüksek sıcaklık ve kimyasal direnç özellikleriyle öne çıkar. PTFE contalar, uzun süreli çalışmalarda deformasyona karşı direnç göstererek bakım ihtiyacını minimuma indirir. Bu da işletmeler için hem bakım maliyetinde hem de duruş süresinde önemli tasarruf sağlar.
Nordsteam mühendisliğiyle optimize edilen akış kanalı geometrisi, akış direncini azaltarak düşük basınç kaybı ile maksimum debi elde edilmesini mümkün kılar. Böylece proses hattında enerji verimliliği artar, sistem genelinde performans kayıpları minimum seviyeye iner. Ayrıca, bakım gerektirmeyen piston tasarımı işletme sürekliliği açısından büyük bir avantaj sunar. Pistonun iç yapısı, yüksek frekanslı açma-kapama çevrimlerinde bile aşınma riskini en aza indirecek şekilde geliştirilmiştir. Bu özellik, özellikle otomatik kontrol sistemlerinde, uzun dönemli kararlılık ve güvenilirlik sağlar.
Nordsteam pnömatik pistonlu vanalar; buhar, kondens, basınçlı hava, kimyasal akışkanlar ve ısı transfer sistemleri gibi zorlu endüstriyel proseslerde yaygın olarak kullanılmaktadır. Enerji, petrokimya, gıda, tekstil ve ilaç endüstrileri gibi yüksek hijyen veya yüksek sıcaklık gerektiren alanlarda tercih edilmesinin temel nedeni; dayanıklılık, sızdırmazlık performansı ve bakım kolaylığının ideal dengeyle sunulmasıdır
- ‘T’ tipi ve ‘Y’ tipi pnömatik pistonlu vanalar arasındaki temel tasarım ve işlev farkları nelerdir? Her iki vana tipinin hangi proses koşullarında ve uygulamalarda kullanılması önerilmektedir?
‘T’ tipi vanalar, akış yönünün sık değiştiği veya kontrolün önemli olduğu sistemlerde tercih edilir; kompakt tasarımıyla montaj kolaylığı sağlar. Ayrıca ‘T’ tipi vanalarda kullanılan optimize edilmiş piston geometrisi, düşük torkla yüksek sızdırmazlık performansı elde edilmesini sağlar. Bu da enerji tüketimini azaltırken sistemin genel kontrol stabilitesini artırır. Manuel veya otomatik kontrol sistemleriyle entegre çalışabilmesi sayesinde proses kontrolü maksimum hassasiyetle yönetilebilir.
‘Y’ tipi vanalar ise yüksek debi ve yoğun buhar ortamları için uygundur; eğimli gövde yapısı sayesinde akış direncini azaltır ve daha uzun servis ömrü sunar. Kısacası, ‘T’ tipi vana kontrol ağırlıklı proseslerde; ‘Y’ tipi vana ise sürekli akış ve yüksek sıcaklık ortamlarında idealdir. Ayrıca ‘Y’ tipi vanaların iç yüzey kaplamaları, korozyona ve kimyasal etkileşime karşı yüksek direnç sunar. Bu da bakım aralıklarını uzatarak işletme sürekliliğini destekler.
- Nordsteam kontrol vanalarının, malzeme seçimi ve bağlantı özellikleri bakımından sektördeki rakip ürünlere göre sağladığı avantajlar nelerdir? Bu ürünlerin kullanım alanları ve performans kriterleri hakkında bilgi verebilir misiniz?
Nordsteam kontrol vanaları, karbon çeliği, paslanmaz çelik ve PEEK kaplama alternatifleriyle farklı proses koşullarına uyarlanabilir.
ISO 5211 bağlantı standardı sayesinde birçok otomasyon sistemiyle entegre çalışır. Uzun ömürlü contalar, yüksek tork performansı ve düşük sızdırmazlık katsayısı ile rakip ürünlere göre daha güvenilir bir kullanım sunar. Kimya, petrokimya, gıda, tekstil, buhar ve kondens hatları başlıca kullanım alanlarıdır.
- Yurt dışı pazarlara yönelik ihracat stratejileriniz nelerdir? Uluslararası marka bilinirliğinizi artırmak amacıyla yürüttüğünüz faaliyetlerden örnek verebilir misiniz?
Pnosan olarak, Nordsteam markamızla ihracat stratejimizin merkezinde, yüksek kaliteli yerli mühendislik gücümüzü uluslararası standartlarla birleştirmek yer alıyor. 35’ten fazla ülkeye gerçekleştirdiğimiz ihracatla, bugün global pazarda rekabet edebilen yerli üretici kimliğimizi güçlendiriyoruz.
Yeni dönemde hedefimiz, özellikle Avrupa, Orta Doğu, Asya ve Güney Amerika pazarlarında Nordsteam markamızın bilinirliğini artırmak ve bu pazarlarda kalıcı bayi yapılanmaları kurmaktır. Bu doğrultuda her ülkenin teknik standartları ve endüstriyel beklentileri dikkate alınarak bölgeye özel ürün stratejileri geliştiriyoruz.
Marka bilinirliğini artırmak amacıyla, uluslararası fuar ve endüstri etkinliklerinde aktif şekilde yer alıyoruz. Düsseldorf’taki Valve World Expo, Milano’daki MCE Fair ve sektörün öncü fuarlarında düzenli olarak yer almak, hem teknik çözümlerimizi tanıtmak hem de iş birliklerini güçlendirmek açısından önemli bir kanal oluşturuyor.
Buna ek olarak, global ölçekteki dijital dönüşüm sürecimize paralel olarak, İngilizce içerikli teknik kataloglarımızı, 3D ürün modellerimizi ve sanal fuar platformlarımızı geliştiriyoruz. Müşterilerimizin ürün seçiminden satış sonrası desteğe kadar tüm süreçleri çevrim içi olarak yönetebilmesini sağlayan dijital satış altyapımız, rekabet avantajımızı artırıyor.











