Soğutma sektörünün havasını değiştiren adam: Tunç Korun

Soğutma sektörünün havasını değiştiren adam: Tunç Korun

Soğutma özel sayısı olarak hazırladığımız Ağustos sayısının ‘İz Bırakanlar’ bölümünde, soğutma sektörüne damga vurmuş şirketlerden biri olan Form’un, Yürütme Kurulu Başkanı Tunç Korun’un hikayesini kaleme aldık.

1965 yılının Kasım ayında, İzmirli bir baba ve Konyalı bir annenin ilk çocukları olarak Ankara’da dünyaya geliyor Tunç Korun… Fakat Form Grup’un kuruluş tarihi Tunç Korun’un doğum tarihinden bir hafta önce olduğu için kendisini ailenin ikinci çocuğu olarak tanımlıyor. Babası Bedi Korun’un çok yoğun çalıştığını, bu sebeple şirketle birlikte büyüdüklerini ifade eden Tunç Korun, o yıllara ilişkin şu bilgileri aktararak sözlerine başlıyor: “O dönemlerde ağırlıklı olarak mekanik taahhüt işleri ile ilgilendiklerinden Bedi Bey çok fazla seyahat ediyordu. Annem ise o dönemde ODTÜ’nün Ekonomi Bölümü’nü bitirmeye çalışıyordu; ben 3 yaşında iken mezun oldu ve ekonomi hocası olarak devam etti. Bu nedenle 1970‘lerde çocukken ODTÜ’nün bahçesinde çok oynamışlığım vardır. O dönemde Ankara’nın ilk yüksek katlı binalarından olan Bahçelievler’deki Konak Apartmanı’nda oturuyorduk. 1 milyon nüfuslu şehirde büyük bahçelerde, boş sokaklarda oynayarak geçirirdim çocukluğumu.”

Çocukluk yıllarında Ankara’daki evlerinden ayrılıp yürüyerek Anıtkabir’e gidiyor

Tunç Korun şimdi seyahat etmeyi sevdiği gibi o yıllarda da kendi başına dolaşmayı çok sevdiğinden bir gün apartmanın bahçesinden çıkıyor ve yürüyerek Anıtkabir’e gidiyor. Geri geldiğinde nerede olduğu sorulduğunda ise “Anıtkabir’e gittim, Atatürk’ü ziyaret edip, geldim” diyor. İlkokula başlama çağı geldiğinde de Ankara Bahçelievler’deki Ulubatlı Hasan İlköğretim Okulu’na yazdırılıyor. İlkokulu bitirdikten sonra kolej sınavlarına girmek için İstanbul’a geliyor. Aynı dönemde babası Bedi Korun İstanbul’da bir ofis açıyor. Annesi ile birlikte sınavdan bir hafta önce İstanbul Dolmabahçe civarlarındaki Opera Otel’e yerleşiyorlar. Bir hafta önce gelinmesindeki amaç; bir hafta boyunca annesinin Tunç Korun’a matematik dersi verecek olması. Nitekim öyle de oluyor ama maalesef istenilen başarı elde edilemiyor. Bunun üzerine Bedi Korun son derece radikal bir fikir öneriyor. Üniversiteyi birlikte okuduğu çocukluk arkadaşı Orhan Erenler evlenip Amerika’da kaldığı için Tunç Korun’u da 1 sene onun yanına göndermeyi teklif ediyor. Plana göre; Orhan Erenler, Tunç Korun’u Amerika’da bir ilkokula yazdıracak, son sınıfı orada tekrar okuyacak, orada bir yıl öğrenim görüp, İngilizcesini de geliştirdikten sonra birlikte İstanbul’a dönecekler ve Tunç Korun İstanbul’daki kolejlerin İngilizce olan ara sınavlara tekrar girecek. Tunç Korun ise gayet uyumlu bir çocuk olduğundan kabul ediyor ve planı uygulamaya başlıyorlar.

İlkokul son sınıfı New York’un Poughkeepsie kasabasında okudu ve o zamanki adı English High School For Boys olan Nişantaşı Anadolu Lisesi’ni kazandı

Böylece hayatının yönünü değiştirecek olan ve üniversiteyi de orda okumak istemesine vesile olan Amerika macerası başlıyor… Henüz 11 yaşında tek başına Amerika’ya New York’a uçan bir çocuk olan Tunç Korun, hayatının o dönemine ilişkin ayrıntıları şu cümlelerle aktarıyor: “Ailem beni hostese emanet edip, Pan Amerikan Havayolları ile yolcu etti. Orhan amca beni karşıladı. New York eyaletinin ufak bir kasabası olan Poughkeepsie’deki evlerinde kaldım. Amerika’da ilkokul 6 yıl olduğu için onların oğlu ile birlikte 6.sınıfa yazıldım. Okula başladığımızda ben, ‘This is a table’ demeyi dahi bilmiyordum. Sınıf öğretmenimiz ben dahil olmak üzere benim gibi yabancı olan birkaç öğrenciye ayrıca İngilizce öğretmeye başladı. Böyle bir iyiliği niye yaptığına ilişkin hiçbir fikrim yok ancak benim için önemli kilometre taşlarından biriydi. Çünkü ben o dersler sayesinde 6.aydan sonra İngilizce konuşmaya başladım, 1 yıl bittiğinde gayet akıcı İngilizce konuşuyordum. Yılın sonunda hep birlikte Türkiye’ye döndük. Orhan Erenler babamla birlikte çalışmaya başladı. Ben de Robert Kolej ve İngiliz lisesinin (English High School For Boys) İngilizce ara sınavlarına girdim. Sonuçta İngiliz lisesini kazanarak 1977 senesinde 2 sene İngilizce hazırlığı atlayarak ortaokul birinci sınıfa başladım.”

Lise ikinci sınıftan itibaren hayali üniversiteyi Amerika’da okumaktı

O dönemlerde Bedi Korunda Form’un muhakkak İstanbul merkezli bir şirket olmasından yana. Tunç Korunda ortaokula İstanbul’da başlayınca tüm aile İstanbul’a taşınıyor. Ardından Barbaros Bulvarı’nda olan Form’un İstanbul Ofisi Balmumcu’daki yeni yerine taşınıyor. Böylece hem Tunç Korun’un hem de Form Grup’un İstanbul’daki hikayesi başlıyor. Tunç Korun o yıllara ilişkin anımsadıklarına şöyle ışık tutuyor: “Ortaokul zor bir dönemdi, İngilizcem çok iyi olmakla birlikte diğer derslerde zorlanıyordum. Ben liseye geçtiğimde İngilizler okulu desteklemekten vazgeçtiler ve okul şekil değiştirerek Nişantaşı Anadolu Lisesi oldu. Bu sebeple benim ortaokul diplomam İngiliz Lisesi, lise diplomam ise Nişantaşı Anadolu Lisesi’ne ait. Lise sürecinde Amerika’da okuyabilmek için araştırmalar yapmaya ve okullarla iletişim kurmaya başladım. Amerika ile yazışma o yıllarda mektupla yapılıyordu. Yazdığınız mektup yaklaşık 3 haftada Amerika’ya ulaşıyordu, cevap da 3 haftada geliyordu. Bu yolla müracaat formları doldurup yolladım. Amerikan Konsolosluğu’nun bir kütüphanesi vardı, oraya gidip American Colleges kitaplarından saatlerce okulları incelerdim. Ona göre de müracaat formlarını doldurup yollardım. Zaten hep mühendislik okumak istiyordum. Mühendislik eğitimi veren 3-4 üniversiteden kabul aldım. İçlerinde en çok gitmek istediğim Miami University ise kabul aldığım okulların içerisindeydi.  Ancak ailem Türkiye’de de muhakkak üniversite imtihanlarına girmem ve sonuca göre hareket etmem taraftarıydı. Bu sebeple hiç hazırlanmamış bile olsam Türkiye’de de üniversite imtihanlarına girdim ve İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi’ni kazandım. Ailemin ısrarıyla kaydoldum ve yaklaşık 1 dönem devam ettim. Fakat ilk dönemin sonlarına doğru kesinlikle Amerika’ya gitmek istediğimi söyledim, onlar da kabul ettiler…”

1984 Amerikası ile Türkiye arasında büyük farklılıklar vardı

Böylece Tunç Korun 1984 yılında tekrar elinde Amerika biletiyle üniversiteyi okumak üzere Miami’ye uçuyor. O yıllarda Türkiye dışarıya daha tam anlamıyla açılmamıştı. Üzerinizde dolar bulunduğunda, yakalanıp hapse atıldığınız yıllardı. Bankadan yabancı para çekilemiyordu. Tunç Korun, o dönemin Türkiyesi ile Amerika arasındaki farkları ve sıkıntıları şöyle aktarıyor: “Okulumun parasını ödeyebilmek için yurtdışında bir okula kabul edildiğimin belgesiyle devlete müracaat ettim. Devlet bana okulun bildirdiği ücret tutarındaki miktarı her sene Merkez Banka’sından çevirme hakkı verdi. Aksi şekilde yabancı para bulmak imkansızdı. Bu sebeple öğrenim hayatım boyunca her sene bankaya gider, o evrakı gösterir, önce Türk lirası olarak paramı yatırır, karşılığında dolar alır, o parayı da bankaya yatırır, Amerika’daki okulun ödemesini yapardım.” Tunç Korun 1984 Amerikasına ilişkin bir anısına ise şöyle fener tutuyor:“Amerika’da üniversiteye ilk başladığımda bir CocaCola makinesi gördüm. Henüz Türkiye’de böyle bir makine olmadığı için yaklaşık 15 dakika Cola’nın o makineden nasıl alındığını izledim; 10 dakika kadar da Cola’yı alabilmek için zaman harcadım. Böylece 25 dakikada bir Cola alabilmiş oldum.”

İş hayatına ilk adımı Form’da satış mühendisi olarak attı

Miami Üniversitesi, çok kozmopolit bir okuldu ve üniversitedeki öğrencilerin 3’te 1’i yabancıydı. Türkiye’deki lise hayatından çıkıp, Miami’nin üniversite yaşamına adapte olmak ise kolay değildi. Bu sebeple Tunç Korun, ilkyılın sonunda çok eğlenceli bulduğu Miami’deki üniversite yaşamını bırakıp, Pensilvanya’nın küçük bir kasabası olan Erie’deki Gannon Üniversitesi’ne transfer oluyor. Oradaki eğitim hayatı Miami’ye göre çok daha verimli geçiyor ve böylece toplam 5 yılda makine mühendisliğini bitirip, 1989 yılında Türkiye’ye geri dönüyor. Eğitim hayatı sürecinde ilk yaz döneminde 2 ay temsilcisi oldukları Dunham-Bush firmasının Amerika’daki fabrikasında farklı bölümlerde çalışıyor. Her yaz Türkiye’ye döndüğünde de 1-2 ayını şirkette farklı işlerde yardımcı olarak harcıyor. İlk deneyimleri servis ekipleri ile birlikte dolaşmak şeklinde gerçekleşiyor. Türkiye’ye döndükten bir iki gün sonra ise hemen Form’da işe başlıyor. İş hayatına adım attığı ilk günleri ise şu sözlerle anlatıyor: “Balmumcu’da 200 metrekarelik bir ofisimiz vardı. Ben de satış mühendisi olarak işe başladım. O dönemlerde hala taahhüt ağırlıklı çalıştığımız için temsilcilik konusu çok yeniydi. Temsilciliklerle ilgilenen bir mühendis daha vardı, ben de onun yanındaki ikinci mühendistim. Ben Munters’den sorumluydum. İlaç fabrikaları çok hızlı geliştiği için Munters’lenem alma konusunda çalışarak başladım. 3 ay sonra da İsveç’e nem alma konusunda 10 günlük bir eğitime gittim. İşin başında psikrometriyi çok iyi öğrenmem, bana sonraki mühendislik hayatımda çok katkı koydu. Eğitimden döndükten sonra ise satış için tek başıma ilaç fabrikalarını dolaşmaya başladım. Ardından en eski temsilciliğimiz olan Dunham Bush soğutma grupları ile ilgili çalışmalar yaptım. Devamında ise Lennox ve ısı geri kazanımla ilgili çalışmalar yapıp, kısa sürede tüm bu ürünler konusunda seminerler vermeye başladım.”

Form Grup, tüm tarihi boyunca nem alma ve nemlendirme konusuna önem verdi

Şanslı bir insan olduğuna inanan Tunç Korun için doğru zamanda doğru yerde olmak her zaman çok önemliydi. Soğutma sektörü için 1990 – 2000 yılları arası gelişmelerin hızlandığı bir dönemdi. Öncesinde herkes pistonlu kompresör ve santrifüj grupları satıyordu. Pistonlu kompresörler kademeli olduğu için verimsizdi, santrifüjlerde ise sürekli surge problemiyle karşılaşılıyordu. Form Dunham Bush vidalı kompresör gruplarını satmaya başladığında en büyük iddiası, oransal kontrol sayesinde kademeli kompresörlerden daha verimli olduğuydu. İlk dönemlerde sadece Dunham Bush’ta vidalı kompresör olduğu için bütün firmalar, vidalının çok yeni bir teknoloji olması iddiası ile problem çıkartabileceğini düşünüyorlardı. 1995’ten sonra ise paket klima ihtiyacı gelişti. Bu konuda da Lennox ile ilk seminerleri verip konunun Türkiye çapında yaygınlaşmasını sağladılar. Form Grup, Condair’in temsilciliğini aldığında nemlendirme konusu Türkiye’de çok yeniydi. Oysa Form Grup’un kurulduğu yıl olan1965’te ilk ürettikleri ürün evaporatif nemlendirme cihazıydı. Klima sektörünün son 30 yıllık geçmişinde, Form olarak birçok konuda ilk girişimleri gerçekleştiren firma oldular; nem alıcılar, vidalı kompresörler, paket klimalar, nemlendiriciler, yerli imalat yuvarlak ve oval hava kanalları, polietilen izolasyon imalatı, su kaynaklı ısı pompaları, toprak ve deniz kaynaklı ısı pompası uygulamaları ve diğerleri.

Tunç Korun sektörün gelişimi konusunda şunları da ilave etti; “1990’lardan bugüne sektör büyük değişimler kat etti. Bunun hem iyi hem kötü yönleri var. Bu süreç içerisinde ortaya çıkan ekonomik krizler ve sıkıntılardan birçok firma iflas etti yada sektörden çekildi. Bugün 50 yılı aşkındır çalışmaya devam eden 10 firma olduğunu sanmıyorum. Diğer bir taraftan, imkansızlıklar nedeni ile çok düşük seviyeli bir imalat kapasitesinden, Türkiye’nin dışa açılımı ile ithalat ağırlıklı bir ürün gamına dönen sektör, son yıllarda gelişen yüksek kaliteli imalat sanayii sayesinde tekrar yerli imalat ağırlıklı bir konuma geldi. Ancak Türkiye’nin belli aralıklar ile sürekli tekrar yaşadığı ekonomik zorluklar her firmayı sürekli stres testine sokmaya ne yazık ki devam ediyor.”

İSKİD’in kuruluşunda da önemli katkılar sağlayan Tunç Korun 22 senedir İSKİD adına Eurovent’in genel kurullarına katılıyor. Nem alma ve ısı pompaları konularında klima sektörüne 30’u aşkın yıldır hizmet veriyor. Umarız, Tunç Korun daha uzun yıllar klima sektörüne hizmet vermeye ve bilgi birikimini tüm sektör paydaşlarıyla çeşitli kanallardan paylaşmaya devam eder.




Diğer Haberler



“Teknolojinin hayatın her alanına girmesi ve özellikle kombilerde yapay zeka uygulamalarına geçilmesi tüketicileri de yeni taleplere yönlendiriyor” 17.10.2019
Wilo-Stratos ailesi yüksek verimli ürünlerle büyümeye devam ediyor 17.10.2019
Termo Teknik LOGIC Premix Yoğuşmalı Kombi 17.10.2019
Immergas RAPAX Serisi Monoblok Sıcak Kullanım Suyu Isı Pompası, dünyayı koruyor 17.10.2019
Fourpoolcrf Plakalı Eşanjörlü Havuz Nem Alma Cihazı 17.10.2019
TORK, tüm dünyada tercih edilmeye devam ediyor 17.10.2019
Sarbuz SBA serisi evaporatörleri ve Chilbox kondenserler 17.10.2019
Rima Isı Sistemleri, yer tipi mega kazan üretimine başladı 17.10.2019
GF Hakan Plastik’den yeni nesıl atık su ve drenaj sistemi: 17.10.2019
Isı Evi ile buhar üretiminde daha verimli ve güvenli kazan daireleri 17.10.2019


© 2019 Tum Haklari Saklidir.